.

Kokichi Sugihara 3 boyutlu illüzyonlarıyla ünlü Japon matematikçi, sanatçı. Sugihara’nın topları yokuş yukarı tırmanıyor, yuvarlak cisimler dikdörtgen görünüyor, bunları kendisi de imkansız nesneler “Impossible Objects” olarak tanımlıyor. İllüzyon üzerine yapılan bir çok yarışmada ödüller almış.

Sugihara’nın illüzyon, yanılsama örnekleri nesneler üzerine. Görünüşün gerçek sanılmasına yol açan algı ya da duyu yanılmaları yaratıyor. Duyularımızın ve aklımızın geçmişte deneyimlediği gerçekliklerle çelişen bu görüntüler garip geliyor, yadırgıyoruz.

Sugihara’nın imkansız nesnelerine bakış açımızı değiştirdiğimizde ise kafa karışıklığımız kayboluyor, her şey yerli yerine oturuyor, aklımız ve duyularımız yine el sıkışıyor. Bunların da gerçek olduklarını anlıyoruz.

Benzer yanılsamaları nesneler yerine insanları koyduğumuzda da yaşıyoruz. Bu sefer gündeme önyargılarımız geliyor. Geçmiş deneyimlerimizde oluşturduğumuz algılarımız ilişkilerimizi, özel yaşantımızı, iş ortamımızı etkiliyor, hatta şekillendiriyor. İç sesimiz çoğu kez aklımıza hiç danışmadan, o güne kadar biriktirdiklerimizi kullanarak yargısını veriyor. Kimi zaman ten rengine, kimi zaman giyim kuşamına, yaptığı işe, doğduğu yere bakarak.

Duygularımız ve ondan beslenen önyargılarımız hepimizin doğal bir parçası ve yok etmek mümkün değil. Buna karşılık önyargılarımızın farkına varabilmek çok değerli.

Önyargılarını fark edebilen, onları yönetme yolunda yetkinliklerini geliştiren bir kişinin daha dolu, daha anlamlı bir yaşama yöneldiğini düşünürüm. Bunun da geliştirilebilir bir yetkinlik olduğuna yürekten inanıyorum.

Bu da bir önyargı olabilir mi?