Yüksek enerji hatları, hemen yanı başında dev ağaçlar, uzun bir kablonun altında sallanan, testerelerle donanmış garip bir alet ve hem helikopterini uçuran hem de bu düzenekle enerji hatlarına uzanan ağaç dallarını kesmeye çalışan bir pilot.

Videoyu seyrederken bunun çılgınca, tehlikeli bir iş olduğunu düşünüyorum. Şaşkınlıkla, hayranlıkla izliyorum pilotun ağaçları budamasını, ancak içimdeki ses aynı zamanda bunun tercih edilmemesi gereken bir çözüm olduğunu söylüyor.

Youtube üzerinde aynı işi geleneksel yöntemlerle yapan bir budama ekibinin videosunu seyretseydim, bunu yadırgamaz, takdir eder geçerdim.

Bu çılgın budama işine bu videodan değil de veriler üzerinden baktığımda farklı bir resim görüyorum;

– Helikopter ile çok daha etkili budama yapılabildiği için normalde her 5 yılda yapılması gereken budama işi 8 yılda bir yapılabiliyor,

– Geleneksel yöntemle hiçbir zaman ulaşılamayacak bir budama hızı elde ediliyor, tek pilot günde 30 km lik bir hattı budayabiliyor (Amerika’da birkaç dağlık eyaletteki enerji hatlarının uzunluğu bile 14,000 km’yi geçiyor).

– Geleneksel yöntemle yapılan budama çalışmaları da çok riskli. Ancak kazalar yaşansa da kol, bacak kırılmaları, hatta can kayıpları genelde basına yansımıyor, yeterince dikkat çekmiyor.

Sonuç: Enerji hatlarının işletiminden sorumlu olan yöneticiler mevcut durumu analiz ediyorlar, verilerden destek alarak bu çılgın fikri denemeye değer buluyorlar ve yoğun olarak kullanmaya başlıyorlar.

İş yaşamımızda da kimi zaman bize çılgınca gelen fikirlerle karşılaşıyoruz. Bunları nasıl değerlendirdiğimiz önemli. Gerekli analizleri yapmadan algılarımızla verdiğimiz kararlar bize önemli fırsatlar kaybettirebilir.

İnsanoğlu alışık olduğu düzeni terk etmeyi genelde tercih etmiyor. Bu konforu (ki kimi zaman aldatıcıdır) terk etmeyi göze almadan, performansımızı ölçmeden, gelişim fırsatlarını, “Çılgın” fikirleri samimiyetle, cesaretle değerlendirmeden gelişebilmek mümkün değil.