.

35 senelik iş yaşamımda müşterimi, patronumu ikna edemediğim çok anım var. İlk zamanlar karşımdakileri sorgulardım ve odağım benim dışımdakiler olurdu: “Nasıl olur da şirketimiz için böylesine önemli bir fırsatı göremiyorlar?” derdim.

Zaman içinde benzer diyalogları yaşadığımda odağım değişmeye başladı, daha çok kendime dönmeye, aynı soruyu “Nasıl oldu da şirketimiz için böylesine önemli bir fırsatı gösteremedim?” şeklinde sormaya başladım.

Kendime dönmek bana önyargılarımı fark ettirdi. Karşımdakilerin doğru olduğunu görme fırsatını da verdi. Gerçekten değer yaratabilecek bir fırsatı kabul ettiremediğim zamanlarda ise bu kendime dönük sorgulamalar neyi farklı yapabileceğim konusunda beni geliştirdi.

Özenle hazırladığım, sağlam veri, analiz içeren bir sunumumda amacıma ulaşamadığımda sorgulamalarım beni Aristo’nun ikna ilişkili 3 temel unsuruna götürdü: Ethos, Logos ve Pathos.

Kimi zaman karşımdakilerin bana, ekibime olan güvenlerinde sıkıntı vardı. Güven sorununu aşmadan karşımdakini ikna etmek kolay değildi: Ben karşımdaki kişinin gözünde nasıl biriyim, beni nasıl görüyor? Aristo bunu Ethos ile ifade etmiş.

Bazı durumlarda da büyük resmi göremeden önerilerde bulunduğumu fark ediyordum. Ortaya koyduğum iş gerekçelerinde, analizlerde sıkıntı oluyordu. Bunu da Aristo Logos sözcüğüyle, insanların mantığına hitap edebilmek olarak ifade etmiş.

Kimi zaman da karşımdakilerin duygularına hitap edemiyordum ki bu, durumu ilk ikisinden çok daha fazla zayıflatıyordu. Karşımdaki kişiler bana ne kadar güvense de, gerekçelerim ne kadar sağlam, mantıklı olsa da fikrimi paylaşırken karşımdakilerin duygularına hitap edemediysem beklediğim desteği alamıyordum. Bunu da Aristo, diğer ikisinden daha fazla önemsediği Pathos ile anlatmış: Duygular üzerinden insanları etkileme sanatı.

Günümüzden binlerce yıl önce yaşamış Aristo’nun dile getirdiği bu kavramlar günümüz iş dünyasında hala çok anlamlı, önemli.

İş yaşamının içindeki projeler üzerinde çalışırken bu kavramları içselleştiremeyen proje yöneticilerinin yaşadıkları zorlukları sıklıkla gözlüyorum. Bu deneyimler çok kıymetli ve hepimizi olgunlaştırmakta. Buna karşılık bu öğrenme sürecini kısaltmak da çok değerli.

Aristo’nun bu üç minik sözcüğünde bir yöneticinin kendini geliştirebileceği çok şey saklı.