Mağlova su kemeri, Mimar Sinan’ın imzasını taşıyan, İstanbul’un göbeğinde saklı kalmış anıtsal bir yapı. Tüm dünyadaki su kemerleri arasında ön plana çıkan bir mimarlık ve mühendislik harikası. 1554-1563 yılları arasında İstanbul’a su sağlamak için inşa edilen Kırkçeşme Tesisleri’nin en önemli parçası.

Yapılışından birkaç yıl sonra 1563 yılında İstanbul’da görülmemiş şiddetteki kasırgayla gelen sel felaketi sonucunda yıkılıyor. Mimar Sinan Mağlova Kemeri’ni ikinci kez ve tamamen yeni bir sistemle inşa ediyor. Sonrasında, yaklaşık 450 yıl boyunca, nice depreme, sel felaketine dayanıyor, hala dimdik ayakta bize Mimar Sinan’ın dehasını anlatıyor.

Bu eser de bir projenin ürünü. Düşünün ki size görevi veren Kanuni Sultan Süleyman, sizin müşteriniz. Kapsam, zaman, maliyet, kalite, kullanmanız gereken kaynaklar ve riskler üzerine çalışmadan ortaya çıkaracağınız yapıyı böylesine bir müşteriye nasıl sunabilirsiniz?

Osmanlı imparatorluğunun arşivlerinde Mağlova kemeri kayıtlarını araştırsak muhtemelen bizi şaşırtacak derecede, günümüz dünyasının proje yönetim süreçleriyle, yaklaşımlarıyla örtüşen bilgiler, belgeler bulabiliriz. Bu düşünce aklıma şu soruyu getiriyor; Yüzlerce yıl öncesinde, adı konmadan uygulanan proje yönetimleri döneminden günümüze, bu alanda son 60 yılda neler değişti?

Belirsizlik iş yaşamının her döneminde vardı, ancak içinde bulunduğumuz dönemdeki değişimin hızı baş döndürücü. Hızla, çılgınca gelişen teknoloji hem iş hem de özel yaşantımızı değiştiriyor. Bu düzen istisnasız tüm şirketleri sürekli değişime zorluyor, değişmeyen şirket ayakta kalamıyor. Değişimi de projelerle yönetiyorlar. Aynı anda çok daha fazla, çok daha karmaşık, çok farklı uzman ekiplerin bir arada çalıştığı proje portföyünü yönetmeleri gerekiyor.

Bu durumu fırsat olarak görmek mümkünse de, sıkıntılı olan konu şirketlerden ancak bir kısmının bu iklimi, ortamı yönetecek proje yönetimi olgunluğuna sahip olması. Sadece ülkemizde değil, Dünya genelinde de çoğu şirket projelerle boğuşuyor. Yapılan araştırmalar projelerde hala ciddi oranda başarısızlık hikayelerinin yaşandığını gösteriyor.

Şirketler karmaşıklığı ve sayıları artan projelerle baş etmenin yollarını arıyorlar. Operasyonel, taktik seviyedeki çalışanlar için organize edilen eğitimler fayda sağlasa da yönetim gücünü elinde tutanların da bu oyuna dahil olmaları gerekiyor. Proje, portföy yönetiminde üst yönetimin rol ve sorumluluklarını netleştirmeden, ilgili süreçlerde aktif rol almalarını sağlamadan, projelerde kalıcı başarılar elde etmek artık mümkün değil.

Mimar Sinan’ın dehası, 450 yıldan beri ayakta duran Mağlova kemerini ortaya çıkardı. Günümüzde ise başarılı ürünler ancak bir takım oyunuyla, projelerle ortaya çıkarılabiliyor. Başarılı proje sayılarını artırabilmek için üst yönetimin de proje yönetimindeki rollerini tanımlamak gerekiyor.

Günümüz Dünya’sında sadece proje yöneticilerinin özverili çabalarıyla başarıları sürdürülebilir kılmak artık mümkün değil.