Mağlova Kemeri 1554-1563 yılları arasında İstanbul’a su getirmek için inşa edilen Kırkçeşme Tesisleri’nin önemli bir parçası. Mimar Sinan’ın eserlerinden birisi ve hala dimdik ayakta, ustanın dehasını temsil ediyor. Proje yönetimi bir sonuç elde etmek, ortaya bir ürün çıkarmak ise bu eserin de arkasında bir proje var.

Bu yapıtını ortaya çıkartırken Mimar Sinan’ın zamanı, kaliteyi, maliyeti, riski yönetmemiş olması mümkün mü? Projenizin paydaşları arasında o dönemdeki Kanuni Sultan Süleyman’ın olduğunu hayal edin, başarısızlık göze alabileceğiniz bir şey olabilir miydi? Mimar Sinan da projeyi yönetirken kendi dehası, deneyimleri dışında başkalarının deneyimlerinden de faydalanmış, onları yorumlayarak kendi eserlerine yansıtmış olmalı.

Proje yönetimi kavramı Mısır piramitlerine, hatta Göbekli Tepe’ye kadar uzansa da, modern proje yönetimi 20. Yüzyıl başlarından itibaren proje ekiplerine kullanabilecekleri, tekrarlayabilecekleri teknikleri, yaklaşımları üretmeye başladı. Günümüzde bilgiye, geçmiş deneyimlere, araç ve tekniklere ulaşmak kolay, şimdi artık işin zorlu tarafı bu kaynakları etkin kullanabilmek.

Ülkemizin iş dünyası değişime kolay adapte olabiliyor, zorlu koşullarda çok hızlı, hatta kimi zaman çılgınca pratik çözümler üretebiliyor. Bu bizim güçlü, ancak aynı zamanda zayıf taraflarımızdan birisi. Kazanılan başarıların arkasında çoğunlukla sistemlerden ziyade, birkaç kişinin özel gayreti, becerisi rol oynuyor. Başarısızlık hikayelerimizde ise tekrarlanan o kadar çok ortak yön var ki.

İş yaşamında çalıştığım yüzlerce şirket ve çalışanlarıyla projeleri üzerine konuştuğumuzda yöneticilerin proje yönetimi bilgi birikimi, süreçler, yaklaşımlar konularında epeyce bilgi sahibi olduklarını görüyorum. Buna rağmen ne oluyor da hatalar üst üste tekrarlanıyor, proje yönetim dünyasının sunduğu değerli birikimler, teknikler, süreçler uygulamalarda göz ardı ediliyor? Ne oluyor da projelerimizi içimize sinmeden, inanmadan, hatta söylene söylene yönetmek durumunda kalıyoruz?

Bu soruların kolay ve tek bir cevabı yok, ancak bunların üzerine kafa yormak, nedenlerini araştırmak gelişmek için zorunlu. Bu konuda hemen aklıma gelenler şunlar;
Eğer bir projenin yöneticisi olarak;
– yönettiğin projeye inanmıyor isen,
– proje yönetim dünyasının ortaya koyduğu yaklaşımları araştırmıyor, içselleştirmiyorsan,
– bilgi birikimini uyarlayarak, proje yönetim yaklaşımına, projene yansıt(a)mıyorsan,
– projende içten, samimi bir paydaş, iletişim yönetimi sergile(ye)miyorsan,
projende zorluklarla, sıkıntılarla boğuşacağını düşünürüm.

Ve eğer yaşadığın başarısızlıklarla samimiyetle yüzleşme cesaretini göster(e)miyor, bunlardan ders çıkartmıyor isen, bu sıkıntıların devam edeceğini de öngörürüm.

Bilgiye ulaşmak insanlık tarihinde hiçbir zaman bu günkü kadar kolay olmadı. Buna karşılık başarıyı elde edebilmek için bilmek yetmiyor, asıl mesele bildiklerimizi hayata geçirebilmek. Bu konuda sıkıntılar yaşıyorsan sadece dışa değil, aynı zamanda iç kaynaklarına, kendine dönüp, kendini de sorgulaman gerekiyor;
“Ne oluyor da ben bu bildiklerimi uygula(ya)mıyorum?
Cevaplar sende saklı…